08 Ocak 2010 Cuma

ÇATALCA

Çatalca, yüzölçümü itibariyle İstanbul ilinin en büyük ilçesidir. İstanbul'un batı sınırında kurulmuş bir kent merkezidir.

1865 yılında, Tanzimat sonrası yapılan vilayet düzenlemelerinde Meclis-i İdare-i Liva-yı Zabtiyye'ye bağlanan ilçe, 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle vilayet merkezi yapılmıştır. 26 Haziran 1926 tarihli kanunla tekrar ilçe haline getirilerek İstanbul'a bağlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in "bu şehri Allah'a emanet ettim" dediği Çatalca stratejik yönden çok önemli bir ilçedir.

İlçenin yüzölçümü 1715 km²'dir. Ancak bu yüzölüçümün büyük bir çoğunluğu ormanlarla kaplıdır. Sahil uzunluğu 135 km.dir. İl merkezine uzakligi ise 55 km.dir. Güneyde Büyükçekmece'ye, batıda ise Silivri'ye ve Tekirdağ iline komşudur. Doğudaki komşuları, Avcılar, Küçükçekmece ilçeleri ile Gaziosmanpaşa'dır.

Yüzölçümü itibarıyla İstanbul'un en büyük ilçesidir.

İlçenin Karadeniz kıyısında Kuzey kesiminde Yıldız Dağlarının devamı olan ormanlarla kaplı yükseltiler yer alır. Bunların güneyinde verimli ovalar başlar. İstanbul un içme suyu ilçe sınırları içindeki Durusu gölü ve Büyükçekmece gölü baraj gölünden sağlanır. Yıldız deresi başta olmak üzere Durusu gölüne su taşıyan birçok irili ufaklı dere vardır.

Kent, güney batısında 330 metreye kadar yükselen ve Yıldız dağlarının devamı olan tepelerin ova ile birleştiği alanda kurulmuştur.

Önceleri sancak ve vilayet iken 1926 yılında Çatalca Vilayeti kaldırılmış ve ilçe olarak İstanbul'a bağlanmıştır. İlçe sınırları içinde merkez belediye'ye bağlı 16 olmak üzere toplam 42 köy vardır.
ÇATALCA’NIN DOĞAL VE TURİSTİK VARLIKLARI MAĞARALAR:
Bölgemizin önemli mağaraları şunlardır.
1.İnceğiz Mağaraları: Bulunduğu köye adını veren bu mağaraların 9.yy.da Cenevizlilerden kaldığı bilinmektedir. Barınma amacı ile yapılan bu mağaralar daha sonra kilise olarak kullanılmıştır. Bu amaçla kullanıldığı tavandaki haç işaretlerinden anlaşılmaktadır.
2. İki Göz Mağarası : İhsaniye Köyünde bulunmaktadır.
3.Kocakuyu Mağarası: İçerisinde sarkıt ve dikitlerin bulunduğu mağaranın içerisine doğru ilerledikçe genişleme görülmektedir. Genişlemenin bittiği yerde göl vardır. Gölün derinliği yer yer 700 metreyi bulmakta olup, yeryüzünde olmayan bir çok balık türüne burada rastlanmaktadır.
4. Elbasan Mağaraları: Köye adını veren mağaralarda el figürleri vardır.
5 .Gökçeali Mağaraları: Gökçeali Köyünde yer alan mağaraların hangi dönemden kaldığı bilinmemektedir.
6. Kırkayak Mağaraları İnceğiz’ de bulunan bu mağaraların yanından Tekke Deresi geçmekte ve buraya ayrı bir hava katmaktadır.
Şifalı Sular :
Şifalı Sular bakımından çok zengin olan Çatalca’mızda bulunan başlıca su kaynakları şunlardır.
1. İhsaniye Kaynak Suyu.
2. Istranca Kaynak Suyu.
3.Akalan Kaynak Suyu.
4. Aydınlar İhsaniye Kaynak Suyu.
5. Gümüşpınar Kaynak Suyu.
6. Karamandere Kaynak Suyu.
7. Çörtlen Kaynak Suyu.
8 Ayazma Kaynak Suyu.
Plajlar :
Plaj bakımından zengin bir bölge olmasına rağmen doğa ile içe içe olan sahillerimiz olağanüstü bir görünüme sahiptir.
Yalıköy: Uzun bir sahili vardır. Dağların etekleri denize doğru indiğinden kayalaşma oluşmuş, zamanla bu kayalar denizin etkisi ile içlere doğru oyulduğundan geniş mağaralar meydana getirmiştir. Sahili arka tarafı orman olup muhteşem bir görüntüye sahiptir.
2. Çilingoz: Binkılıç Beldesinde 17 km. mesafedeki Karadeniz’ e sahili olan bu koy inanılmaz bir doğa harikasıdır. Deniz, akarsu ve ormanın buluştuğu Çilingoz son zamanlarda turistlerce yoğun ilgi görmekte olup çadır yerleri sayesinde konaklama ihtiyacına da cevap vermektedir.
3. Karaburun :Karadeniz’ e sahili olan Karaburun güzelliği ile sadece bölgemizin değil çevreden gelenlerin ilgisini çekmektedir.
4. Ormanlı : Köyün arka tarafında yer alan sahil çok ilgi çekmemesine rağmen orman ile birlikte güzel bir görüntü ortaya çıkmaktadır.
5. Evcik Plajı: Karacaköy’ de bulunan evcik plajı orman ile iç içedir.

Bölgede İstanbul’ un su ihtiyacını karşılayan göl ve barajlar bulunmaktadır.
1. Büyükçekmece Barajı: İstanbul’ un su ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan barajda balıkçılık ta yapılmaktadır.
2. Terkos Gölü : Durusu Beldesi sınırları içerisinde yer alan gölün diğer adı Durusu gölüdür. İstanbulun 45 km. kuzey batısındadır. Gölün eski adı Delkosdur. Göle ulaşan akarsuların en büyüğü Istranca Deresidir. Göl Karmaşık bir vadinin deniz suları altında kalması ile oluşan girintili çıkıntılı koyun daha sonra alçak bir eşikle Karadeniz’ den ayrılması ile oluşmuştur. İstanbul’un içme suyu ihtiyacını karşılayan gölün bu işlevini 1 metre çapındaki borularla İSKİ yürütmektedir. Gölde yabani kuş ve balık olduğundan avcılıkta yapılmaktadır. Ayrıca sıcak havalarda yüzmeye de olanak sağlamaktadır.
3. Sazlıdre Barajı : Sazlıbosna Köyü sınırları içerisinde yer alan barajda balıkçılıkta yapılmaktadır.
4. Düzdere Barajı : Yalıköy Köyü sınırları içerisinde yer alan barajda balıkçılıkta yapılmaktadır.
5. Kuzuklu Dere Barajı : Yalıköy Köyü sınırlarındaki bu barajda da balıkçılıkta yapılmaktadır. Gezi ve Piknik Yerleri :
Tam bir oksijen deposu olan Çatalca Belde ve Köyleri bu yönden oldukça zengindir.

Hemen hemen her köyde piknik alanı vardır. Bunların başlıcaları şunlardır.
a) Hadımköy Piknik Alanı
b) Karacaköy Piknik Alanları :Hıdırelez Şenliklerinin yapıldığı sıra ağaçlar bölgesidir.
c) Kuzuludere :Istranca (Binkılıç) Beldesindedir.
d) Petroldere :Istranca (Binkılıç) Beldesindedir.
e) Katrandere :Istranca (Binkılıç) Beldesindedir.
f) Pekmezdere :Istranca (Binkılıç) Beldesindedir.
g) Muratbey Tepesi: Beldeye adını veren Murat Yüzbaşının mezarının da bulunduğu tepede piknik alanları da vardır.
h) Durusu Parkı : Parkın olduğu yer Bizanslılar zamanında at çiftliği olarak kullanılmıştır. Osmanlılara geçtikten sonra devletin ileri gelenleri dinlenme yeri, av partileri ve at biniciliği için kullanılmıştır. Cumhuriyetten sonra burayı satın alan Deli Yunus adlı şahıs parkın olduğu yeri tekrar at çiftliği olarak kullanmıştır. Buranın yöre halkı bu kişiden dolayı buraya Deli Yunus Parkıdır. Bu Park içinde at çiftliği, hayvan müzesi, Bizanslılar döneminden kalan kilise bulunmaktadır. Bu kilise halen ayakta olup, etrafı oyun alanı haline getirilmiştir. Bahçesinde tenis alanı vardır. Kilisede papazların kaçmak için yaptığı ve kullandığı tünel tüm gizemi ile turislerin ilgisini çekmektedir. Hayvan Müzesinde ise Afrika ve Kuzeyde yar alan av hayvanlarının doldurulmuş mumyaları ilgi çekmektedir.
i) Akalan Piknik Alanı : Orman ve kaynak su kenarındadır.
j) Aydınlar Piknik Alanı : Köy içinde yer almaktadır.
k) Bahşayiş Piknik Alanı : Büyükçekmece Gölü kenarında ve köy içindedir.
l) Yayla Piknik Alanı: Balaban Köyündedir.
m) Kabakçayır Piknik Alanı : Balaban Köyündedir.
n) Balıkhane Piknik Alanı :Balaban Köyündedir.
o) Celepköy Piknik Alanı : Celepköy Köyü içindedir.
p) Kamara Deresi Mesire Yeri: Çanakça Köyü içindedir. q) Deliklikaya Köyü Piknik alalanı: Küçükçekmece Gölüne dökülen dere kenarında güzel piknik alanıdır.
r) Şeytan Deresi Piknik Alanı: Elbasan Köyünde dere kenarındadır.
s) Hallaçlı Piknik Alanı : Köyün içinde yer almaktadır.
t) Pınarca Mesire Yeri : İhsaniye Köyü içindedir. Yanında dere akmakta olup oldukça güzel bir görünümü vardır.
u) Çayır Tarla Mesire Yeri: İhsaniye Köyünde bulunan bu yer büyük ağaçlarla çevrilidir. Zamanında Ermenilerin Büyük eğlence ve düğün merasimlerini burada yaptıkları söylenmektedir.
v) Kabakça Piknik Alanı : Köy içinde yer alıp, topluca piknik yapmaya olanak sağlamaktadır.
w) Oklalı Piknik Alanı : Dere ile ormanın bitiştiği yerde büyük bir alanda gezi ve piknik yapmaya olanak sağlamaktadır.
x) Ömerli Mesire Yeri: Köy içinde yer almaktadır.
y) Çavuş Ayazma Mesire Yeri: Subaşı Köyündedir.
z) Kuru Kavak Mesire Yeri: Yassıören Köyündedir.
aa) Doktor Çeşme Piknik Alanı : Çatalca’ nın Merkezindedir.
bb) Havuz ve Piknik Alanı : Çatalca’ nın Merkezinde bulunan yer eskiden askeri bölge olup, günümüzde hem piknik alanı hem de tesisleri ile birlikte havuz olarak hizmet vermektedir.
cc) Kalfaköy Piknik Alanı : Köy içinde yer almaktadır. Bunların dışında Oklalı, Ovayenice, Subaşı, Çakıl, Yazlıkköy Köylerinde, Çiftlikkçy Beldesinde ve Çatalca’ nın merkezinde ömrü 500 yıla varan çınar ağaçları vardır.

Çatalca Kaymakamlığı Resmi İnternet Sitesi

05 Ocak 2010 Salı

TÜRKİYENİN EN YAŞANABİLİR İLK 10 İLİ HANGİLERİDİR?

CNBC-e Business’ın İlkini geçen sene yaptığı “Türkiye’nin Yaşanabilir İller Araştırması” bu sene ikinci kez hayata geçti. Bir önceki araştırmada sıralamayı belirleyen 28 kriterden bazılarını elendi ve yerlerine yenilerini eklendi. Bu yılki araştırma 34 kritere dayanıyor.
YAŞAMAK İÇİN EN İDEAL 10 İLK
1- ANKARA
Başkent ekonomi, sağlık ve eğitim altyapısı en gelişmiş il. Sanatla ilgili aktivitelerde ikinci sırada. Ekonomik olarak güçlü, araç yoğunluğu İstanbul’dan daha yüksek. Kişi başına düşen kamu yatırımında İstanbul’la başabaş, mevduatta İstanbul’un önünde. Hava kalitesi orta düzeyde, trafiği İstanbul’dan kötü durumda. Suç oranı çok yüksek değil.

2- ESKİŞEHİR
Okur-yazar oranı en yüksek üçüncü il olan Eskişehir’de en dikkat çekici olan sanata olan ilgi. Şehir, sinema izleyici sıralamasında beşinci sırada ve kentte yeni sinema ve tiyatro sahnelerine ihtiyaç var. Zengin bir kent, suç ve trafik dışında tüm verileri iyi görünüyor. Belediyecilikte son beş yılda önemli adımlar atan kent, iki basamak yükselerek ikinci sıraya yerleşti.

3- İSTANBUL
Türkiye’nin en pahalı kenti ve ülkedeki toplam banka mevduatının yüzde 45.6’sına sahip. Suç oranı sanıldığı gibi yüksek değil. Hava kalitesi açısından ilk 10 şehir arasında ve üç yetişkinden biri araç sahibi. İşsizlik Ankara ve İzmir’e göre daha az.

4- ANTALYA
Türkiye’de nüfusa oranla en çok araç Antalya’da. İki yetişkinden birine otomobil düşüyor, buna rağmen trafiği kötü değil. Turizmin gözdesi ekonomik parametrelere göre gayet iyi sırada ancak kişi başına vergide ilk 10’da yok. Hava kalitesi en yüksek ikinci il. Opera ve baleye olan ilgide ise üçüncü il konumunda.

5- TRABZON
Trabzon’da eğitim verileri orta düzeyde. Yalnız, acilen anaokulu öğretmenine ihtiyacı var. Anaokulu öğretmeni açığının en yüksek olduğu ikinci il. Kent kilometrekare başına en uzun asfalt yola sahip. Buna rağmen trafiği kötü. Sinemaya ilgi sıralamasında Türkiye’nin dördüncü ili. Kent hayatındaki ve ekonomik verilerindeki gelişimle ön plana çıkıyor.

6- EDİRNE
Edirne’de can sıkıcı tek şey suç oranı. 2007’de cezaevine giren kişi sayısı bin 414’tü. Bu sayı nüfusa oranlandığında Edirne’yi suç oranı en yüksek ikinci il yapıyor. Eğitim ve sağlık altyapısında ilk 5 kentten biri olması en büyük avantajı. Hava kalitesi kötü, orman alanı az. En çok vergi veren iller arasında 19’uncu sırada.

7- ISPARTA
Kent özellikle eğitim ve sağlık altyapısının iyiliğiyle öne çıkıyor. Trafiği rahat, eğitim düzeyi Türkiye ortalamasının üstünde. Sinemaya ilgi iyi ama tiyatroya ilgi konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değil. Hava kalitesini iyileştirirse listede daha da yükseleceği kesin. En çok vergi veren iller sıralamasında 19’uncu sırada yer alıyor.

8- İZMİR
İzmir’in kişi başına mevduatta üçüncü sırada olduğuna aldanmayın, mevduat tutarı İstanbul’un yarısı kadar bile değil. Kişi başına kamu yatırımında da İstanbul’un yarısını ancak alıyor. Yine de ekonomik parametreleri iyi. En çok hane elektriğini İzmirliler tüketiyor. 10 yetişkinden biri üniversite mezunu, suç ciddi problem.

9- ARTVİN
Artvin kişi başına kamu harcamasında Türkiye’nin lideri. Devlet geçen yıl her Artvinli’ye 1710 lira yatırım yaptı. Ekonomik verileri Türkiye ortalamasının biraz üzerinde olan Artvin’de işsizlik oranı da çok düşük. Kentin tek problemi pahalı olması gibi görünüyor.

10- KIRKLARELİ
Türkiye’nin en iyi eğitim altyapısına sahip ikinci ili olan Kırklareli, aynı zamanda anaokulu öğretmeninin en yoğun olduğu yer. Okur-yazar oranında ikinci sıradaki kent, sanat etkinliklerine çok duyarlı. Öyle ki, Türkiye’de tiyatroya ilginin en yoğun olduğu kent konumunda. Ulaşım imkanlarının karayoluyla sınırlı olması dışında kentin önemli bir problemi yok.
my netten alıntıdır.

30 Aralık 2009 Çarşamba

SAFRANBOLU,SAFRANBOLU EVLERİ VE MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır. Safranbolu şehir merkezi ile Karabük il merkezi bitişiktir.

Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Taraklı, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan şehir, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir ve turistik ilgi çekmektedir. Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.

Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuştur. 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 49.821'dir.

Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1196 yılındadır. Osmanlı zamanında 17. yüzyılda İstanbul-Sinop yolu üzerinde olması nedeniyle tarihteki en önemli dönemini yaşamıştır.

2002'de kurulan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'ne bağlı Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ve Safranbolu Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Şu anda ise bu fakülteler Karabük Üniversitesi'ne bağlıdır.
Şehir eski çağlarda Homeros'un İlyada destanında geçen Paflagonya bölgesinde yer almaktadır ve bilinen tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar gider. M.Ö. 3000 ve 4000 tarihli tümülüsler, Safranbolu'nun insan yerleşimi açısından uzun bir tarihî olduğunu göstermektedir. Şehir Flaviopolis, Theodoropolis, Hadrianopolis, Germia ve Dadibra (Dadybra) gibi antik kasabalarla yorumlanmıştır. Bölgedeki bilinen ilk medeniyetler Hititlerin komşuları olan Gaspalar ve Zalpalardır. Bölgede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar (Bizans), Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır.

Şehir Selçuklular tarafından fethedildiğinde adı Dadibra idi. Safranbolu, Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan'ın oğlu Muhiddin Mesut Şah tarafından 1196 tarihinde Türklerin eline geçmiştir. Muhiddin Mesut Şah, Yunan-Bizanslı nüfusa savaşmadan teslim olmaları durumunda hayatlarını koruyacağına söz vermiş fakat kayıtlara göre şehir savaşla ele geçirilmiştir. Hristiyanlara ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur. 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğulları, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğulları ve 1423 yılından sonra da Osmanlı Devleti'nin elinde bulunmuştur. Şu anki Kıranköy bölgesinde, Yunan topluluk bulunmaktaydı. Burası daha sonra merkez Yunan mahallesi olmuş ve 1923'teki nüfus değişimi bu bölgede gerçekleşmiştir

Selçukluların idaresinde şehrin adı Zalifre olmuştur ve Sinop - Kastamonu - Safranbolu - Gerede - Söğüt uç bölgesi durumuna gelmiştir. Sonraki yıllarda şehir Türkmenler ve Bizanslılar arasında birkaç defa el değiştirmiştir. 1213 ile 1280 yılları arasında kasabayı, Anadolu Selçuklu Devleti'nin uç beyliği durumundaki Kastamonu ve Sinop bölgesine yerleşmiş olan Çobanoğulları Beyliği yönetmiştir. Daha sonra Çobanoğuları Moğol İlhanlılar'a vergi vermeye başlamıştır.

1326'da Candaroğulu Süleyman Paşa şehri ele geçirmiştir. 1332'de Kastamonu'ya gitmekte olan İbn Battuta ve Kastamonu paşasının oğlu vali Ali Bey ile görüşmüştür. İbn Battuta'ya göre geldiğinde, Hanefi ögretisini öğretmekte olan bir medrese bulunmaktaydı. Candaroğulları dönemiyle bölgede İslami mimari hareketlenmiştir, bu dönemde Gazi Süleyman Paşa Camii kullanılmaktaydı. Ayrıca eski bir Bizans kilisesi, iki hamam ve çeşitli çeşmeler bulunmaktaydı. Diğer benzer bir İslami yapılanma ancak 17. yüzyılda olacaktır.
SAFRANBOLU EVLERİ VE ÖZELLİKLERİ:
Safranbolu Evleri, yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarıdır. İlçe merkezinde 18. ve 19.yy. ile 20.yy. başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu eserlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Evler Safranbolu´nun iki ayrı kesiminde gruplanmış durumdadır. Birincisi "Şehir" diye bilinen ve kışlık olarak kullanılan kesim, ikincisi "Bağlar" diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesim.
Şehir, yönetim merkezinin bulunduğu Kale, alışveriş merkezinin bulunduğu Çarşı, evlerin bulunduğu Akçasu, Gümüş, Musalla, Kale altı ve Tabakhane semtlerinden oluşmaktadır. Bu kesim iklimin olumsuz etkilerine karşı korunmuş, alçak rakımlı iki vadinin içindedir. Burada evler birbirine yakın, sokaklar dardır. Bağlar birkaç yüz metre daha yüksekte, hava akımlarına açık ve daha geniş araziler üzerindedir. Hemen hemen herkesin bir kışlık bir de yazlık evi vardır. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar ve yazın havaların ısınmasıyla Bağlardaki yazlık evine göçer. Ancak "Çarşı" üretim ve ticaret hayatı yazın da aynen sürer.
Tüm evler kendilerine göre daha merkezi konumdaki kamu binalarına, dini yapılara ve anıt eserlere dönüktür. Hangi evden bakılırsa bakılsın manzara kapanmaz. Evlerin yakın plan cepheleri kör, uzak plan cepheleri açık ve birbirlerini izleyecek konumdadır.
Şehrin ortasında bulunan meydana yönelik yollar ve sokaklar tamamen Arnavut kaldırımlıdır. Anıt eserlerin avluları ve meydanlar da Arnavut kaldırımlıdır. Mevcut taş kaplama tarzı rutubeti en aza indiren, sel sularına karşı dayanıklı ve ağaç köklerinin yeterli su almasına uygun yapıdadır.

Safranbolu evinin boyutu ve biçimini belirleyen üç temel unsurdan söz edilebilir: Çok nüfuslu büyük aile yapısı, yağışlı iklim, kültürel ve maddi zenginlik. Bir ailede karı kocanın normal olarak iki ya da üç çocuğu vardır. Erkek evlat evlendirilince ona ayrı bir ev açılmaz, gelin aynı eve getirilir. Amcalar, yengeler, halalar ve torunlarında dahil olduğu aile hep birlikte bir evde yaşarlar. Evin kadınına işlerde yardım etmek amacıyla evlerin çoğunda evlatlık kız bulunur. Evlatlık kız evin kızı gibi görülür.
Kalabalık aile yapısının yanında evlerde harem-selamlık ayrımı vardır. Ailelerin sahip olduğu hayvanlar evin zemin katındaki ahırlarda barındırılır. Yağışlı iklim nedeniyle kapalı alan ihtiyacı da fazladır. İnsan ve hayvan yiyecekleri, yakacak odunlar hepsi evin uygun bölümlerinde muhafaza edilirler. İşte tüm bunların sonucu olarak Safranbolu evleri büyük hacimlidir.

Doğa-insan-ev; sokak-ev, sokak-çarşı ilişkileri son derece düzenli ve dengelidir. Çevreye olduğu kadar komşuya da saygı egemendir. Hiçbir ev diğerinin görünüşünü engellemez. Evlerin yapımında taş, kerpiç ahşap ve alaturka kiremit kullanılmıştır. Bahçeler sokaktan taş duvarlarla ayrılmıştır.

Din ve gelenekler evi dışarıya kapar, bu yüzden ev içi ve bahçeler yüksek duvarlarla ayrılmıştır, pencereler kafeslidir, kadın yabancı erkeğe görünmez. Bazen aynı evin içinde bile, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yaşarlar. Safranbolu´da selamlık ve harem olarak ikiye bölünmüş böyle evler vardır. Hacı Memişler Bağ evinde ve Kaymakamlar Evinde harem ve selamlık girişleri değişik katta iki ayrı sokaktan sağlanmıştır. Aile yaşantısını tedirgin etmeden kolay ulaşılabilen bir odası da selamlık olarak kullanılır. Selamlık odaları biraz daha özenlidir.

Evin girişinde zemin katta "hayat" vardır. Bu bölüm eğer taş kaplıysa "taşlık" adını alır. Burada ışık almayı sağlayan ahşap kafes "gliste" mevcuttur. Zemin katlarda ayrıca ahırlar, büyük kazan ocakları ve ambarlar bulunur.

Üst katlara ahşap ustalığının üstün örneklerini sergileyen merdivenlerle çıkılır. İkinci kat diğer katlara göre daha basıktır. Bu katta gerektiğinde yatak odası olarak da kullanılabilen bir mutfak bulunur. Gündelik yaşam orta katta geçer. Soğuk kış günlerinde bu katın ısıtılması daha kolay olur.

Üçüncü kat evlerde mükemmelliğe varılan noktadır. Bu katta tavanlar daha yüksektir. Odalara sekiz kenarlı bir çokgenden oluşan "sofa"nın daha kısa olan dört çapraz kenarından açılan kapılardan girilir. Odaların giriş kapıları köşelerdedir ve oda ile doğrudan teması kesen özel ahşap paravana düzeni bulunur. Odaların her biri bir çekirdek aileyi ya da bir aile yakının barındırabilecek tüm unsurlara sahip, bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda her odada ahşap dolapların (yüklük) içerisinde bugünün duş kabinlerini andıran gusülhaneler mevcuttur.

Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarır. Evlerin pencereleri çok özel biçimde tasarlanmış olup dar ve uzuncadır. Ahşap kanatlı pencerelerde ayrıca "muşabak" denilen kafesler bulunur.
Evlerde ısınma ocaklarla sağlanır. Ocaktan alınan közler mangala konarak taşınır. Katlar arasında zaman zaman tecrit malzemesi kullanılmış olsa da ahşap evlerde ısının muhafazası güçtür. Bu nedenle prensip mekanın değil insanın ısıtılmasıdır. Soba ise son dönemlerde kullanılmıştır.

Aydınlatma aracı gaz yağı lambasıdır. Son zamanlarda "lüks lamba" diye tanımlanan, daha büyük boyutlu ve daha fazla ışık veren lambalar kullanılmıştır.
Evlerin bazılarının içlerinde serinlik vermesi ve yangından korunmak amacıyla yapılmış olan havuzlar bulunmaktadır.
SAFRANBOLUDA NELER YAPABİLİRİZ?
Hıdırlık tepesi ve Kale’den
(Eski Hükümet Konağı)
fotoğraf çekmeden,


Müze evleri,

Yemeniciler Arastası’nı,


Demirciler ve Bakırcılar Çarşısını gezmeden,


Tarihi evlerde konaklamadan,


Kent Tarihi Müzesini Gezmeden,


İncekaya su kemeri


ve
Bulak Mencilis Mağarasını görmeden,


Safranlı Zerde Tatlısı Yemeden


Safranbolu bükmesi,

baklavası

ve lokumunu yemeden,



Mini Gezi Araçlarıyla Safranbolu’yu gezmeden


Havuzlu bir konakta kahve içmeden


Dönmeyin...

SAFRANBOLU'YA NASIL GİDİLİR?

Safranbolu’ya karayolu ile üç ayrı yönden ulaşmak mümkündür. Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak 82 km. sonra Karabük’e, Karabük’ten 8 km sonra da Safranbolu’ya varılır. İlçenin kuzey yönünde bulunan Bartın’a uzaklığı 74 km., doğusunda bulunan Kastamonu’ya uzaklığı 105 km.dir.
DEMİRYOLU İLE ULAŞIM

İlçemizden diğer merkezlere demiryolu ulaşımı olmamakta, fakat 8 km uzaklıktaki Karabük İl Merkezinden demiryolu ulaşımı sağlanmaktadır.

DEVLET DEMİR YOLLARI

KARABÜK-ANKARA SEFER SAATLERİ
PAZAR-SALI-PERŞEMBE
SAAT 00:20

KARABÜK-ZONGULDAK SEFER SAATLERİ
04:15 – 07:20 – 12:40 – 18:00

ZONGULDAK-KARABÜK SEFER SAATLERİ
07:05 – 09:00 – 13:45 – 17:55

20 Aralık 2009 Pazar

CENNET CEHENNEM MAĞARALARI

Cennet ve Cehennem Çökükleri,
doğal yollarla oluşmuş Silifke - Narlıkuyu yakınlarında bulunan tarihi ve turistik, çok derin mağaralardır. Cennet ve Cehennem çökükleri arasında 80 metre mesafe vardır.
Cennet Çöküğü:
250 m. uzunluğunda, 110 m. genişliğinde ve 70 m. derinliğindeki Cennet Çöküğü, Korykos mağaralarının en büyüğüdür. Bir yeraltı deresinin yol açtığı kimyasal erozyondan dolayı tavanın çökmesi sonucu oluşmuştur. Çoğu antik 452 basamak, çöküğün tabanında bulunan 260 m. uzunluğundaki mağaraya götürür. Mağaranın girişindeki küçük kilise M.S. 5. veya 6. yy'a ait olup, Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana'ya ithafen yaptırılmıştır.
Bir yeraltı deresinin yolaçtığı kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Elips biçimindeki ağız kısmı çapları 250 m ve 110 m olup derinliği 70 metredir. Çökük tabanının güney ucunda 200 m uzunluğunda ve en derin noktası 135 m olan büyük bir mağara girişi ve bu mağaranın ağzında küçük bir kilise vardır.

Kilisenin giriş kapısı üzerindeki 4 satırlık kitabede, bu kilisenin V.yy'da Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana'ya ithafen yaptırılmış olduğu yazılmaktadır.

Cennet çöküğünün içine her biri oldukça geniş 452 basamaklı taş bir merdivenle inilir. Kiliseye 300. basamakta varılır. Kiliseden sonraki mağaranın bitim noktasında mitolojik bir yeraltı deresinin sesi duyulur.
Cehennem Çukuru:
120 metredir. Ancak aşağı inilememektedir. Girişteki bilgi notuna göre Antik Yunan çağı efsanelerinde Typhon'un yaşadığı yerdir.
Cennet çöküğünün 75 m kuzeyindeki Cehennem çukuru da Cennet çöküğü gibi oluşmuştur. Ağız çember çapları 50 m ve 75 m, derinliği 128 metredir. Kenarları içbükey olduğu için içerisine inmek mümkün olmamaktadır.

Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon'u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağı'nın altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem çukurunda hapsetmiştir.
Astım - Dilek Mağarası:
Cennet çöküğünün 300 m güneybatısındadır. İçine helezonik demir bir merdivenle inilir. Birbirine bağlantılı, toplam uzunluğu 200 metreyi bulan galeriler çok ilginç şekilli dev sarkıt ve
dikitlerle süslüdür. İçi ışıklandırılmış olup, mağaranın astımlılara iyi geldiğine inanıldığı ve içinde dilek tutulduğu için Astım - Dilek Mağarası denmiştir. Mağarada sıcaklık ortalaması 15 derece santigrat olup, nem oranı yazın %85, kışın %95'e ulaşır.

Cennet ve Cehennem çökükleri ile Astım - Dilek Mağarası çevresindeki ağaç ve çalı dallarına burayı ziyarete gelenler dilek dileyip bez parçası bağlarlar...

16 Aralık 2009 Çarşamba

TÜRKİYENİN KAYAK MERKEZLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Konum /Mesafe /Yükseklik /Liftler
Elmadağ /Ankara /23 km. /1850 m. 1
Erciyes /Kayseri /25 km. /2150 m. 3
Ilgaz Dağı /Kastamonu / - /2000 m. 2
Kartalkaya /Bolu /50 km /2200 m. 8
Palandöken /Erzurum /6 km /3100 m. 4
Saklıkent /Antalya /50 km. /2000 m. 2 Sarıkamış /Kars /- /2250 m.3
Uludağ /Bursa /36 km. /2322 m. 15
Zigana /Gümüşhane /30 km. /1870 m. 2

ANKARA/ELMADAĞ KAYAK MERKEZİ:

Elmadağ kayak merkezinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 18 km. Elmadağ kayak merkezinde, ODTÜ-Hacettepe-Ankara Üniversitesi- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne ait kayak evi ile otel ve şahıslara ait iki restoran bulunuyor. Elmadağ kayak merkezinde 548 metre uzunluğunda 720 kişilik bir adet teleski bulunuyor. Elmadağ kayak merkezine ulaşım üniversite araçları ve özel imkanlarla sağlanabiliyor. Elmadağ kayak merkezinde kayak sezonu ocak ayında başlıyor ve mart ayına kadar sürüyor. Elmadağ kayak merkezinde kar kalınlığı 30-60 cm. yi buluyor. Elmadağ kayak merkezinden şehre yakın olması nedeniyle genelde günübirlik faydalanılıyor.
Elmadağ kayak merkezi orta ve kolay pistleri ile her düzeyde kayakçıya kayak yapma imkanı veriyor.
KAYSERİ/ERCİYES KAYAK MERKEZİ:
Geniş bir alana sahip kayak merkezi şehir merkezine 25 km. uzaklıktadır. Bu alanda 3 adet mekanik tesis bulunuyor.Bunların 2 adedi teleski tesisi olup birincisi 1450 metre uzunluğunda ve 900 kişiliktir.
Diğeri ise 1250 metre uzunluğunda ve 800 kişilik kapasitesindedir. Telesiej tesisi ise, 2250 metre uzunluğunda ve 370 kişilik kapasiteye sahiptir. Merkezinde 300 metrelik iki adet baby-lift tesisi bulunan dağda bir kayak evi ve bir otel mevcuttur.
50-100 santimetreyi bulan kar kalınlığı için en elverişli aylar Aralık-Nisan ayları arasındadır.Ayrıca kayak merkezi; kayak turları, snow-board, summer skiing ve heli-skiing için oldukça elverişlidir. Dağda ayrıca 1 teleferik, 5 chair lift, 7 T bar,acil ilk yardım merkezi ve bir mobil klinik bulunmaktadır. Kayak ekipmanlarını kiralamak ve tecrübeli kayak hocalarından ders almak mümkündür.
KASTAMONU/ILGAZ KAYAK MERKEZİ:
Ilgaz kayak merkezi , Kastamonu ve Çankırı illeri sınırında zirvesi 2850 m. olan Ilgaz Sıradağları üzerinde, Ilgaz Milli Parkı içinde yer almaktadır. Ilgaz kayak merkezi kış turizminin yanı sıra sahip olduğu doğal güzellikleri ile dört mevsim turizme elverişlidir.
Ilgaz kayak merkezinde 2 adet pist bulunmaktadır. Ilgaz kayak merkezinde 1 nolu piste hizmet veren chair lift otelin hemen önündedir. Kayak merkezinde 1400 m lik 2. pistte tele ski bulunur ve tüm pistlerde toz karda kayak yapılabilir. 2. pistin zirvesi olan 2010 m de zirve kafe bulunmaktadır. Ilgaz kayak merkezinde 1. pistte gece kayağı yapma imkanı da vardır. Ayrıca Ilgaz kayak merkezinde 350 mt. Lik bir baby lift de bulunmaktadır.

Ilgaz Kayak Merkezi’nde Konaklama?

Ilgaz kayak merkezinde 3 adet tesis bulunmaktadır. Ilgaz kayak merkezi ve Ilgaz oteller bölgesi köknar ve sarıçam ormanları ile kaplıdır.

Ilgaz Kayak Merkezi’ne Nasıl Gidilir? Ulaşım Nasıldır?
Ilgaz kayak merkezi Ankara’ya 210, İstanbul’a 460, Kastamonu’ya 40 km uzaklıktadır. Ilgaz kayak merkezine ulaşmak için İstanbul’ dan gelişte Ankara otobanı ile Gerede çıkışına geldikten sonra , Karabük yoluna girilir, 30 km sonra Samsun - Çankırı yönüne sapılır. Yaklaşık 130 km sonra Ilgaz-Ankara-Samsun-Kastamonu sapağına ulaşılır. Ankara yönünden gelenler ise, Çankırı, Ilgaz yolu ile aynı sapağa ulaşabilirler. Sapaktan Kasstamonu yönüne döndükten 25 km sonra, Karayolları Ilgaz Bakımevi’nin bulunduğu zirveye ulaşılır. Buradan itibaren Kastamonu yönüne doğru 2 km’ lik inişten sonra Ilgaz Dağı Milli Parkı yol ayrımına gelinir. Buradan Ilgaz kayak merkezi sadece 1.5 km. Ilgaz kayak merkezine ulaşmak için diğer bir altenatif ise Kastamonu’ya otobüs ile ulaşmak. Kastamonu’dan Ankara otobüsüne binerek 40. km’deki Karayolları Ilgaz Bakımevi’nde inerek Ilgaz kayak merkezindeki otellerin servisi ile Dağbası’ na ulaşabilirler.Ankara yönünden gelenler Karayolları Ilgaz Bakımevi önünde inerek Ilgaz kayak merkezine ulaşabilirler.
BOLU/KARATALKAYA KAYAK MERKEZİ:
Köroğlu Milli Parkı içinde yer alan Kartalkaya, Bolu'dan 50 km Ankara'dan 180 km uzaklıkta bulunmaktadır. Köroğlu dağında 2000 metre yükseklikte yer alan kayak merkezinde bir çok otel müşteriler için shuttle servis organize etmektedir.Kayak merkezine ayrıca Bolu'dan halk otobüsleriyle ulaşmak da mümkündür. Aralık'ta başlayan kayak sezonu Nisan ayının ortalarına doğru son bulmaktadır. Doğal güzelliklerin konforla birleştiği Kartalkaya, İstanbul ve Ankara'ya yalnızca 3 saatlik mesafede bulunmasından dolayı en çok burada yaşayanlar tarafından tercih edilen bir kayak merkezidir.Kartalkaya Kayak Merkezindeki otellerin yatak kapasitesi 1223 tür. İlk yardım merkezi gibi sağlık donanımları mevcut olmasına rağmen hastane olarak Bolu’daki hastanerden yararlanılmaktadır.
ERZURUM/PALANDÖKEN KAYAK MERKEZİ:
3185 m. zirveye sahip Palandöken dağları, Erzurum’un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır. Erzurum Türkiye’nin en yüksek ve soğuk illerinden biridir.
Erzurum-Palandöken Kayak Merkezinde Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için 2 adet tescilli Kayak Pisti mevcuttur.a)Ejder Pisti
b)Kapıkaya Pisti Erzurum’a yalnızca 10 dakikalık mesafede bulunan Palandöken KayakMerkezi günümüzde en çok tercih edilen kayak merkezlerimizden bir tanesidir.Yılın yedi ayı karlarla kaplı olan Palandöken Dağı Erzurum havaalanına sadece 5 km uzaklıkta bulunuyor. Dedeman Palandöken Kayak Merkezi 12 metre uzunluğundaki pistiyle size kolay, orta ve zor derecelerle kayma seçeneği sunuyor. Özellikle profesyonel kayak severler tarafından çok tercih edilen bu kayak merkezimizde Tourinn Palan Hotel ve Palandöken Dedeman gibi 4 yıldızlı otellerde konaklamak mümkün. Kayak merkezinde ayrıca ilk yardım merkezi ve mobil clinic mevcut. Ayrıca kayak ekipmanlarını kiralayabilir ve kayak hocalarından ders alabilirsiniz.

ne zaman gidilir?

Aralık - Mayıs (15 değişik pistlerden sürekli 5km kayma imkanı)
Kar kalınlığı 60 - 120cm arasında değişmektedir.
Mevsim başında toz, mevsim sonunda ıslak kar özellikleri görülür.

Nasıl Gidilir? Ulaşım Nasıldır?
İstanbuldan : Ankara Aktarmalı uçuşta 3 saat 15 dakka
İstanbuldan Direk uçuşta : 2 saat
THY Hergün 06:15 ve 10.20 de uçuşları mevcut bunların hepsi aktarmalı.
THY yine pazar ve perşembe günleri saat 12.30 da direk uçuşları bulunmakta.
Ankaradan : 1 saat 35 dakka
THY Hergün 8.05 ve 12.35 de direk Erzuruma uçakları mevcut.
Uçuş saatlerinin değişikliği olasılığını düşünerek lütfen 0 212 663 63 63 numaralı telefondan kontrol edin.
Not: Hava alanı palandökene 18 km uzaklığında bu mesafe ise araçla yaklaşık 30 dakika sürüyor.
ANTALYA/ SAKLIKENT KAYAK MERKEZİ:

Akdeniz Bölgesinde Antalya'nın batısında Beydağları üzerinde, Antalya kent merkezine 50 km. kuzeybatıda yer almaktadır. Antalya'ya yakınlığı nedeni ile bir günde iki mevsimin birden yaşanabildiği ender yerlerden biridir.
2.747 m. yüksekliği olan Bakırlı Dağın'ndaki kayak merkezinde, kayak alanı 2.300-2000 m. arasıdır. Kar yağışına bağlı olarak kayak mevsimi 2-3 aydır. Kayak mevsiminde 50-100 m. dir. Karasal iklim vardır.
2.747 m. yüksekliği olan Bakırlı Dağın'ndaki kayak merkezinde, kayak alanı 2.300-2000 m. arasıdır. Kar yağışına bağlı olarak kayak mevsimi 2-3 aydır. Kayak mevsiminde 50-100 m. dir. Karasal iklim vardır.
Nasıl Gidilir:
Antalya merkezine uzaklığı 50 km. dir. Son 7-8 km.si stabilize tamamı asfalttır. Özel araç, tur otobüsü ve taksi ile ulaşım mümkündür. 1,5 saatte ulaşılmaktadır.
Nerde Kalınır:
Bakırlı ve Saklıhan Motelde yaklaşık 100 yatak kapasitesi vardır. 80 kişilik restoran, kafeterya bulunmaktadır.

BURSA/ULUDAĞ KAYAK MERKEZİ:
Uludağ kayak merkezi Alp usulü kayak ve kayak turları için son derece elverişli bir yer. Dünyaca ünlü bu kayak merkezi Fatintepe ve Kuşaklıkaya tepelerinin üzerine kurulmuştur.
2543 metre yüksekliğe sahip olan Uludağ günümüzde Türkiye'nin en önemli kayak merkezlerinden biridir. Bursa'nın güney batısında bulunan dağda Milli Park dönüşen geniş bir orman da mevcut.
Mısırlar'ın Mismos, Romalılar'ın Calbyeers, Bizanslılar'ın Misolymp diye isimlendirdiği dağ; bir dönem Bizanslı Keşişler tarafından sığınak olarak kullanıldığı için Osmanlılar tarafından Keşişler dağı olarak bilinirdi.Yunan Mitolojisinde ise baş Tanrı Zeus'un ve diğer tanrıların Olympos olarak bilinen bu dağın tepesinde yaşadığı ve halkını ordan idare ettiği anlatılmaktadır.

GÜMÜŞHANE/ZİGANA KAYAK MERKEZİ:

Zigana kayak merkezi Trabzon'a 60 km, Gümüşhane'ye 40 km uzaklıktadır.
Zigana kayak merkezinde kayak alanı 1900 - 2500 metrelerde.
Zigana kayak merkezinde 2 adet telesiyej bulunuyor. Bunların uzunlukları 1000 ve 600 metre.
Zigana Kayak merkezinde konaklama imkanı da mevcut. Zigana kayak merkezindeki Kayak evi 2007 sezonunda Zigana Gümüşkayak Yaylakent olarak 100 kişilik yatak kapasitesine ve 150 kişilik restaurant ve 100 kişilik kafeterya bölümleri ile hizmetine devam etmektedir.
Zigana kayak merkezinde kayak mevsimi Aralık ayında başlayıp Mart sonuna kadar sürebiliyor.Kar kalınlığı 100-150 cm. civarıda.
Zigana kayak merkezine Ulaşım özel vasıta veya yolcu otobüsleri ile sağlanıyor.